Öz Türkçe gerçekten özümüz mü?
Biliyorsunuz sol sütunda özendiklerim diye bir yer var. Orada şu anda üç adres yazılı.. Aslında daha çok var özendiğim blogcular ama yazmaya üşeniyorum.
Neyse yavaş yavaş giriş yapalım konuya değil mi? Orada recephilmi'nin kelimelerin soyağacı'da yazılı. Evet, ben bu sitedeki yazıları büyük bir keyifle okuyorum ve aynı o şekilde yazmak için can atıyorum. Hatta bunun için yıllar önce okuduğum "Kelimeler Armonisi" kitabını Samsun'da yaklaşık 5 yer gezdikten sonra bulabildim. Akşam eve geldiğimde ayaklarımın tabanı su bile toplamıştı. Sonra kitabı şöyle bir gözden geçirip bir yazı yazmaya çalıştım ama hemen pes ettim çünkü birikimim yoktu.. Ama bugün bir şekilde şans yüzüme güldü.
TDK'nin 'Dağarcığınıza Her Gün İki Söz' hizmetine 700. e-postasından beri aboneyim. Daha sonra içeriği pek değişmemekle beraber bu hizmetin adı 'Türkçe Sözlük'ten Sözler ve Yabancı Kelimelere Karşılıklar' olarak değişti. Ben bu e-postaları hiç okumadan TDK ismindeki dosyaya yönlendiriyordum. Yani uzun zamandır okumuyorsum bu yazıları. Bugün biraz düzenliyeyim, biraz temizlik yapayım diye e-postama girdim. TDK klasörünü açtım. Bir yandan okuyup bir yandan hoşuma gidenleri köşeye yazarken Safvet SENİH'in Kelimeler Armonisi kitabında kötü gözle baktığı Öztürkçecilik'in TDK tarafından halen çok istekli bir şekilde savunulduğunu anladım.
Nasıl oluyor bu iş demeyin. Ta 1071'de Malazgirt'te dövüşenlerin hatırası lokantayı, limanı, dalavereyi, çantayı atmaya çalışıp yerine abuk subuk şeyler getiren zihniyet yapıyor bu işi. Allah'tan önceleri yaptıkları gini 'kelime'yi 'tilcik' yapmaya çalışmıyorlar. Ama halen hataları var diyorum da başka birşey demiyorum. Çünkü öyle garip karşılıklar buluyorlarki söylemesi bile bir ölüm..Örneğin 'halüsinasyon'u ele alalım. Nedir halüsinasyon? Uyanıkken bizimle beraber olmayan nesneleri ya da kişileri görmemiz ve bunlarla bir şekilde münasebet kurmamız. Birçoğumuz anlıyoruz. Ama değiştirilse iyi olur değil mi? TDK değiştirmiş. Yerne güğzelim(!) 'sanrı'yı getirmiş. Ne anladınız? Tamam 'sanmak'ı anladık. Peki sonundaki 'rı'nereden geliyor? Ben şahsen burada okumasaydım ve birilerinden duysaydım üzerinde iki kere düşünürdüm. Oradaki profesörlerimizin daha iyi, daha kullanılabilir kelimeler (acaba tilcik mi desem?) bulmaları gerekir.
Peki şunlara ne dersiniz;
eristik(anlamını bilmiyorum) --> didişim
ajanda --> andaç (ben ilk gördüğümde andıç sanmıştım ama değilmiş)
blokaj --> durdurum
kuvöz --> yaşanak
dahice --> ökelice(bu ne?)
Yalnız şunun bilinmesini isterim. Ben bu sözcüklerin yanlış olduğunu söylemiyorum. Sadece halktan biri olarak bu kelimeleri türeten bilim adamlarına şunu diyorum; akılda kalabilecek, daha uygun ve kolay söyleyişi olan kelimeler bulsunlar..
Yeter bu kadar ya.. Çok yazdım galiba.


1 yorum:
Güzel yazmışsın Kalemkeş. TDK iyice işin dozunu kaçırdı. Sırf bir şeyler yapmış olalım diye saçma sapan karşılıklar buluyorlar. Zaten eskiden beri böyleymiş bu TDK, Türk diline destek olacaklarına hep köstek olmuşlar...
Yorum Gönder